Quantum Break'i baştan sona özetle deseler sanırım aklıma gelen ilk cümle "Microsoft'un The Order: 1886'ya cevabı," şeklinde olurdu; son teknolojiyle beraber elde edilebilecek harika bir yapımın biraz vasata kaçan dönüşümü. İlgi çekici, ancak yanlış. Remedy'nin tam 3 sene önce Xbox One konferansında ortaya koyduğu fikir ve videolar o kadar etkileyiciydi ki, bundan biraz daha fazlasını beklemek sanırım nankörlük sayılmaz.

box One'ın -Microsoft'ça- vizyonu her zaman "eğlence bir arada" olmuştu öyle değil mi? Gelecek için bilgisayarları, televizyonları, eğlence konsollarını bir arada sunacak makineler planlıyorlardı. Bu sayede medyalar arası sağlam bir deneyim olacak ve isteyen dizisini, filmini, oyununu tek bir yerden yönetebilecekti. Buna ithafen ellerindeki en önemli koz da, en azından Xbox One için öyle diyelim, Quantum Break'ti. Oyunla birlikte çıkacak dizi bölümü yerini oyun içi akışa bıraktı, oyun boyunca verdiğiniz kararlar da hem dizi bölümlerini hem de oyunun akışını etkileyecekti. Live-action dizi sekansları ve Hollywood yıldızları desteğiyle Quantum Break'in, Xbox'la alakası olmayan beni bile çok heyecanlandırdığını itiraf ediyorum. Bunun ardında özenilmiş bir iş istemek fazla mı olurdu? Olmuş.

"Yerin dibine batsın bu oyun"casına girişin ardından bazı şeylerin beklediğim gibi gitmediğini kolayca anlamış olmalısınız. Ancak ipleri tamamen bırakmıyorum, merak etmeyin. Quantum Break kötü bir oyun da değil; dizi bölümleri genellikle senaryodaki yan bile sayılmayacak karakterler üzerine gitse bile, oynanışın heyecanını olduğu gibi söndürse bile, yapım kalitesini bu noktada harcamak gibi oyuncular için ölümcül bir hata yapmış olsalar bile...İyi haber ise dizi bölümleri bir yana, oyunun kendisinin gayet iyi olması. X-Men'in Ice Man'i Shawn Ashmore'un canlandırdığı Jack Joyce karakteri kendisini yanlış giden bir zaman yolculuğu deneyinde buluyor ve Monarch Corporation isimli sinsi bir şirketle ters düşüyor. Bu şirketin başındaki adam da Game of Thrones'un Lord Baelish'i olan Aiden Gillen. Oyun içerisinde birden muhteşem grafiklerle Hollywood yıldızlarını görünce şaşırıyor, gamepad'e daha sıkı bir şekilde sarılıyorsunuz. Oynanışa gelince de ilk başta klasik bir üçüncü kişi cover shooter oyunu gibi görünse de Quantum Break, üniversite kampüsünden kaçmaya başladığınız anda kozlarını çok hızlı ve etkileyici bir şekilde, tam da olması gerektiği gibi oynuyor. Deneyde gerçekleşen kaza Jack'e zamanın üstünde güçler kazandırıyor ve Monarch'ın silahlı ordusuna karşı koymak için bu güçlerin her birine ihtiyacınız var.

Başlangıç olarak Jack belirli bir alanda zamanı durdurabiliyor, bir veya daha fazla düşmanın o balon içerisinde hapis kalmasıyla kurşunları üzerlerine yağdırıyor ve balon kırılınca da hepsinin adamları delik deşik etmesini izliyorsunuz. Veya zor bir anda ansızın zamanın ötesinde hareket ederek düşmanlarınızın kafasında soru işareti bırakabiliyor, sonra da kafalarına "over here" diyerek kurşunu çakabiliyorsunuz. Ağır abi rolünde etrafınızda bir zaman kalkanı açarak da size doğru gelen tüm kurşunları havada sayabilmeniz de mümkün (Yine de siz bu balon içerisinde çok fazla rahata vermeyin).

Oyunda ilerledikçe bu güçlere yenileri ekleniyor ve kısacası oyunda yönettiğiniz Jack karakterinin fazlasıyla "OP" olduğunu anlıyorsunuz. Ancak bu muhteşem bir his. Hem, Monarch'ın çok sayıda olan ve gayet donanımlı adamlarına karşı bu güçlere gerçekten ihtiyacınız var. Eğer siper alıp kısa atışlarla onları avlamaya kalkarsanız sizi ezip geçiyorlar. Oyunun yapay zekasının bu anlamda hiç de fena olmadığını söyleyebilirim. Bunun dışında yine ilerledikçe bu güçlerin sadece artistlik için kullanılmadığını, hızlı tempoda taktiksel savaşlar için de harika işlediğini anlıyorsunuz. Elbette ben güçlerimi gayet de artistlik için kullandım, elimde değil! Zamanı durdurduğunuz alana mermiler yağdırmak, hemen ardından size doğru gelen başka düşmanların arkasına ışık hızında geçip yakın mesafeden shotgun'ı çakmak insanı son derece tatmin ediyor. Ağır çekim sevenler için de son adamın ölüşünü gösteren zaman sahneleri de var. Bu türde Quantum Break'in en büyük avantajı ise siper sisteminin müthiş doğal olması. Oynanışa öyle güzel yedirilmiş ki, ne ekstra bir tuş ne de ekranda yer kaplayan gereksiz imleçler var. Siper olayı son derece doğal ve akıcı ilerliyor, çatışmalardan keyif alıyorsunuz.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları